Karpal Tünel Sendromu ve Bütüncül Fizyoterapi Perspektifi

Karpal Tünel Sendromu (KTS), genellikle basit bir “el sıkışması” olarak algılanır. Ancak karşı karşıya olduğumuz durum aslında vücudunuzun en sofistike iletişim ağı olan sinir sisteminin bir mikrosirkülasyon krizidir.

[Mikrosirkülasyon, kanın en küçük damarları olan arteriyoller, kılcal damarlar (kapiller) ve venüllerdeki dolaşımı ifade eder. Yani, dokuların en küçük ve en derinlerindeki kan akışıdır.]

Bu yazıda, danışanlarımız için süreci basitleştirirken, arka planda işleyen mekanizmayı (ve onu nasıl tamir edeceğimizi) aktaracağız. Amacımız sadece ağrıyı kesmek değil, sistemin biyomekanik yazılımını güncellemektir.


Anatomi Açısından: Tünel Neden “Dinamik” Bir Yapıdır?

Bileğinizin içindeki bu yapıya “tünel” diyoruz, ancak bu betondan yapılmış sabit bir tünel değildir. Karpal Tünel, tabanını bilek kemiklerinin (karpal kemikler), çatısını ise Transvers Karpal Ligament adı verilen sert bir bağ dokusunun oluşturduğu, hareketli ve basınca duyarlı bir kompartmandır.

Bu tünelin içinden parmaklarınızı büken 9 adet tendon ve 1 adet Median Sinir geçer. Sorun şudur: Tünel biyomekanik olarak “dolu” bir alandır.

  • Tünelin hacmi, bileğinizi büktüğünüzde azalır.
  • İçerik hacmi (örneğin tendon kılıflarında şişme/ödem olursa) artar.

Sonuç? Fizikteki değişmez kural devreye girer: Hacim azalırsa, basınç artar. Bu basınç artışının ilk kurbanı ise, sert tendonların arasında kalan yumuşak dokulu median sinirdir.   


Neden Uyuşuyor?
“İskemik Kriz” ve Bahçe Hortumu Analojisi

Danışanlarımızın hissettiği o karıncalanma, sinirin “sıkışmasından” ziyade “nefessiz kalmasıdır”.
Bunu şöyle açıklayabiliriz:

Median sinir, kendi içinde vasa nervorum denilen mikroskobik kılcal damarlarla beslenir. Siniri bir bahçe hortumu, içindeki kanı da su olarak düşünün.

  1. Venöz Göllenme (Kirli Kanın Çıkamaması): Tünel içi basınç biraz arttığında (yaklaşık 20-30 mmHg), sinirden kirli kanı taşıyan damarlar büzülür. Kan sinirden çıkamaz ve içeride göllenir (ödem). Bu, uyuşukluğun ilk evresidir.   
  2. Arteriyel Blokaj (Temiz Kanın Girememesi): Basınç daha da artarsa (bilek tam büküldüğünde), temiz kan getiren damarlar da kapanır. Sinir tamamen oksijensiz kalır (İskemi).
  3. SOS Sinyali: Oksijensiz kalan sinir hücreleri, beyne düzensiz ve hatalı sinyaller göndermeye başlar. İşte o “elektrik çarpması” veya “yanma” hissi, sinirin metabolik çığlığıdır.

Fizyoterapideki amacımız, bu basıncı kritik eşiğin altına indirerek sinirin yeniden nefes almasını sağlamaktır.


Büyük Resim: “Double Crush” (Çift Ezilme) Teoremi

Vücudumuzda hiçbir parça izole çalışmaz. KTS şikayetiyle gelen bir danışanın boyun omurlarını incelememizin nedeni Double Crush Sendromudur.

Sinir hücresinin merkezi boynunuzdadır (C6-C7 seviyesi), uzantısı (akson) ise elinize kadar gider. Bu hat boyunca sinir içi besin maddeleri taşınır (Aksoplazmik Akış).

  • Eğer boynunuzda duruş bozukluğuna bağlı ufak bir blokaj varsa, bu akış yavaşlar.
  • Beslenmesi azalan sinirin uç kısmı (el bileği), basınca karşı aşırı duyarlı hale gelir.

Normal bir insanın bileğinin tolere edebileceği hafif bir basınç, boyun problemi olan bir kişide şiddetli KTS semptomlarına yol açar. Bu yüzden terapi protokolümüz, sadece bileği değil, boynu ve omuzu da kapsayan “Bütüncül Kinetik Zincir” yaklaşımıdır.   


Terapi Stratejimiz: Bütüncül ve Bilimsel Yönetim

Klasik “istirahat et geçer” anlayışının ötesine geçiyoruz. Kullandığımız yöntemlerin fizyolojik dayanakları şunlardır:

A. Gece Splintlemesi: “Basıncı Sıfırlamak”

Gece uyurken bileklerinizi bükme eğilimindesinizdir. Araştırmalar, bükülü bilekte tünel içi basıncın 100 mmHg’ye kadar çıkabildiğini gösterir. Gece ateli, bileği “Nötral Pozisyon” dediğimiz en düşük basınçlı açıda sabitler. Bu, gece boyunca sinirinize oksijen banyosu yaptırmak gibidir.   

B. Manuel Terapi,

Ellerimizle yaptığımız manipülasyonlarda amacımız sadece masaj yapmak değildir.

  • Karpal Mobilizasyon: Tünelin tabanını oluşturan kemikleri (Skafoid ve Hamatum) milimetrik olarak hareket ettirerek, tünelin “arkını” (kemerini) genişletmeye ve ligament üzerindeki gerilimi azaltmaya çalışırız.   
  • Miyofasyal Gevşetme: Sinir trasesi üzerindeki kas zarlarını (fasya) gevşeterek aksoplazmik akışın önünü açarız.

C. Nörodinamik Mobilizasyon: “Sinir Kaydırma” (Flossing)

Sinirler esnek değildir, ancak yatakları içinde kayabilmelidirler. “Sinir Kaydırma” egzersizleri ile siniri bir uçtan çekip diğer uçtan gevşeterek, sinir dokusu içinde bir “sağım” (milking) etkisi yaratırız. Bu hareket:

  1. Sinir içindeki ödem sıvısını dışarı pompalar.
  2. Sinirin çevre dokulara yapışmasını (adhezyon) engeller.   

Dikkat: Bu, klasik bir “germe” (stretching) değildir. Siniri germek, kan akışını keser. Bizim yaptığımız, siniri nazikçe yuvasında hareket ettirmektir.


Danışan Sorumluluğu: Ergonomik “Nötral Bölge”

Terapi klinikte başlar, yaşam tarzınızda biter. Klavyede yazı yazarken veya mouse kullanırken bileğinizin “Nötral Bölge”de kalması hayati önem taşır.

  • Mekanik Kural: Bileğinizi her büktüğünüzde veya yana devirdiğinizde, tünel içindeki basınç katlanarak artar.
  • Çözüm: Negatif eğimli klavyeler veya dikey mouse kullanımı, ön kol kemiklerinin (radius ve ulna) paralelliğini koruyarak sinir üzerindeki rotasyonel stresi azaltır.   

Sık Sorulan Sorular (SSS)

  1. Karpal Tünel teşhisi aldım, cerrahi kesin çözüm müdür? 
    Her zaman değil. Cerrahi, tünelin çatısını (ligamenti) keserek basıncı düşürür, ancak bu biyomekanik yapıyı kalıcı olarak değiştirir ve kavrama gücünde azalmaya (pillar pain) neden olabilir. Hafif ve orta şiddetteki vakalarda, manuel terapi ve nörodinamik yaklaşımlar, doku bütünlüğünü koruyarak benzer başarı oranları sunar. Cerrahi, atrofi (kas erimesi) başlayan ileri vakalar için saklanmalıdır.   
  2. Sinir kaydırma egzersizlerini yaparken neden ağrı hissetmemeliyim? 
    Sinir dokusu mekanik strese karşı çok hassastır. Eğer egzersiz sırasında karıncalanma veya ağrı hissediyorsanız, siniri “kaydırmak” yerine “geriyorsunuz” demektir. Germe, sinir içindeki damarları sıkıştırıp kan akışını keser (iskemi). Egzersizler her zaman ağrısız sınırda, nazik ve akıcı olmalıdır.   
  3. Kortizon iğnesi yaptırdım, ağrım geçti. İyileştim mi? 
    Kortizon güçlü bir anti-enflamatuardır ve tünel içindeki ödemi hızla çözerek “yalancı bir bahar” havası yaratır. Ancak tüneli daraltan biyomekanik sorunlar (duruş bozukluğu, kemik pozisyonu, kas dengesizliği) çözülmezse, etki geçici olacaktır. Kortizonu bir “sonuç” değil, terapiye başlamak için bir “fırsat penceresi” olarak görmeliyiz.   
  4. “Double Crush” (Çift Ezilme) benim için ne anlama geliyor? 
    Bu, sorunun sadece bileğinizde olmadığı anlamına gelir. Boynunuzdaki sinir köklerinin sağlığı, el bileğinizin direncini belirler. Terapide boynunuza yönelik mobilizasyonlar yapmamızın sebebi, sinir hattının “merkez santralini” rahatlatarak, uç birimlerin (elinizin) yükünü hafifletmektir.   
  5. Sıcak mı uygulamalıyım, soğuk mu? 
    Akut alevlenme dönemlerinde (gece ağrısının çok yoğun olduğu, elin yandığı zamanlar), enflamasyonu ve ödemi baskılamak için soğuk uygulama daha etkilidir. Ancak kronik dönemde, kasları gevşetmek ve dolaşımı artırmak için ılık uygulamalar tercih edilebilir.
    Ancak en etkili yöntem, sıcak-soğuktan ziyade, gece ateli ile mekanik dinlenmedir. 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top